• Ekim 18, 2016

GERÇEK’ten DOĞRU’ya ZÜCCACİYE (*) DÜKKÂNINDAKİ FİLLER

Halit Zengin
halit@abelialife.com

 

Türkiye’nin ilk ve henüz tek Biyosfer Rezerv’i olan Macahel’de, Hidroelektrik Santrallerinin (HES) yapımı yoğun tartışma konusu olarak gündemde.

DSİ internet sayfasından alınan bilgilerden anlaşıldığı kadarı ile Macahel derelerinde en az 8 adet HES projesi ile ilgili çalışmalar sürdürülüyor.

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin 9. Maddesi “halkın katılımı toplantısı” başlığı altında, yöre halkına projeler hakkında nitelikli kanaat oluşturma amacı ile bilgi verilmesi ve görüşünün alınmasını zorunlu kılmış olmasına karşın, bu hüküm ne proje geliştirme ne de uygulama safhalarında yerine getirilmemiştir.

Bu nedenle de projelerden etkilenecek paydaşlar (halk ve temsil kurumları) konu ile ilgili nitelikli ve yeterli bilgi sahibi olamamıştır.

Projelerin uygulama aşamasına geçmesi ile doğrudan etkilenecek Macahel havzası ve paydaşlarının bu tür bir oldu bitti ile karşı karşıya bırakılması yasal mevzuata aykırı olduğu gibi; havzanın geleceğini bu denli etkileyecek bir projenin oldu bittiler ile hayata geçirilmeye çalışılması ahlakı bir tutum değildir.

Gelinen noktada, tartışmanın sağlıklı bir zemine oturtulması ve sonuçlarının tüm kesimlerce paylaşılabilir olması acil önem kazanmıştır.

Macahel HES uygulamaları, havzanın niteliği ve statüsü gereği ayrıcalıklı olarak konunun bir tek proje ekseninde değerlendirilmesi halinde de doğru sonuçlar doğurmayacak bir konumdadır.

 

MARKA DEĞERİ OLARAK “MACAHEL”

Öncelikle ve özellikle belirtmek gerekir ki Macahel, doğal zenginlikleri kadar kültürü, mimarisi ve sosyal sermayesi dikkate alınarak Türkiye’deki ilk ve tek “biyosfer rezerv alanı” statüsüne sahiptir. Bu nedenle HES projeleri tek tek olarak değil toplamda ne tür etkiler doğuracaktır konusunu ele almak bir mecburiyettir. Bununla birlikte HES projelerinin sadece doğal çevre değil gelecek dönemde hayata geçirilebilecek fırsatlar üzerindeki etkileri de dikkate alınmalıdır.

Ülkemizin uluslararası alanda “tanınma” kazanmış sayılı yerlerinden biri olan Macahel havzası doğal ve sosyal sermayesinin halı hazırda ulaştığı “farkındalık eşiği” oldukça yüksektir.

Havza ciddi ölçeklerde bir hareketlilik gösteren nitelikli turizmin odak noktalarından birisidir. Bu gün Doğu Karadeniz’e yönelik turizm hareketleri denince ilke akla gelen alanlardan birisi Macahel havzasıdır.  Alanda henüz ciddi altyapı yatırımlarına ihtiyaç olmasına karşın yörede yaşayan halk bu tür faaliyetlerden ciddi gelir etmeye başlamıştır.  Başarılı projeler tasarlanması sureti ile yöre halkının bu alanda elde edilebilecek gelirleri onlarca milyon mertebesinde olabilecektir. Bu yönde ilgisi olanlar ve İngilizce bilenler için www.edenproject.com uygulamasında hiç yoktan bir kapatılmış bir kömür madeni alanında her yıl onlarca milyon Euro gelir edilebileceğinin örneğini görmek mümkündür. Bahsi geçen proje şu an bir dünya markasıdır ve sadece isminin değeri yüzlerce milyon Euro mertebesindedir.

Doğal çevresi tahrip edilecek bir Macahel havzasının dünya ölçeğinde bir marka değeri oluşturması ve pekiştirmesi fırsatı sıfırlanacaktır.

Konunun “ülke yararı”, “doğa ve insanın uyumlu birlikteliği”, “çevresel faktörler”, “ekonomik fayda” ve “gelecek nesillere nasıl bir bir doğal çevre miras ve yaşam biçimi bırakmak” gibi bazı temel kavram, prensip ve açılardan değerlendirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır.

Bu yaklaşımla, Macahel havzası sadece kendi alanının nitelikli değer bulması ile sınırlı değildir. Doğu Karadeniz turizm potansiyellerinin geliştirilmesi ile ülkemizin var olan nitelikli kaynaklarını nasıl değerlendirdiğinin teste tabi tutulacağı bir alandır.

Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir.

HES projeleri ile havzaya ulaşım sorunun çözümü yönünde havza Köy Muhtarları ve Sivil Toplum yöneticilerinden oluşan bir heyet olarak ……. tarihinde Ankara’da Bakanlar, Müsteşarlar, Daire Başkanları ve Siyasi liderler ile yapılan görüşmelerde hemen herkes Macahel havzasında bu projelerin hayata geçirilmesinin yanlış olacağını ifade etmişlerdir. Keza, Sayın Artvin Valisi  ,,,,, ‘nin de görüşleri bu yöndedir.

Bizlere ifade edilen kanaatlerin tabii ki bir dayanağı vardır. Karar verme ve uygulama kademelerinde olan bu şahsiyetler; HES projeleri ile Havzanın niteliklerini yan yana koyunca aklın ve sağduyunun gereğini ifade etmişlerdir. Doğru olan da budur.

Ama ne yazık ki, ülkemizde işler böyle yürümüyor. Macahel havzasının Biyosfer Rezerv alanı olarak tanınmasını teklif eden Çevre ve Orman Bakanlığı, HES projelerine ilk izni veren de aynı bakanlık. Bu projelerin uygulanmasının yanlış olacağını ifade edenler de yine aynı bakanlığın Müsteşarlık ve Genel Müdürlük makamlarında olan değerli yöneticiler.

 

BAZI TEMEL NOKTALAR   

Yukarıda değindiğimiz idare ve siyaset kurumlarının konu etrafında parçalı bir durum arz eden tutum ve davranışları bizim konuyu derinlemesine ele almamızı gerekli kılmıştır. Bu çerçevede önümüze düşen bazı soruları sormamız yararlı olacaktır.

  • Türkiye’nin yeni enerji kaynaklarına ihtiyacı var mı?
  • Enerji üretimini desteklemeli miyiz?
  • Enerji üretiminde doğayı kirleten fosil yakıtlar yerine, yenilenebilir temiz enerji kaynaklarını tercih etmeli miyiz?
  • AB, UNESCO vb kuruluşlar HES’leri doğa dostu enerji kapsamına alıp destekliyor mu?
  • Türkiye enerji üretiminde hidroelektrik potansiyelini değerlendirmeli mi?
  • Macahel’de hidroelektrik potansiyel var mı?

Bu soruların tümünün topluca yanıtı “evet”tir.

Soru sormayı bu noktada bırakırsak şu değerlendirmeyi rahatlıkla yapabiliriz;

“Macahel dereleri boşa akmamalı, Macahel’in hidroelektrik potansiyeli değerlendirilerek HES’ler yapılmalı ve ülkenin enerji ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunulmalı.”

 Soru sormaya devam edersek;

  • Bilim insanları tarafından biyolojik çeşitliliğinin son derece yüksek olduğu tespit edilmiş olan Macahel, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Türkiye’nin ilk ve henüz tek “Biyosfer Rezerv” alanı olarak tescil edilerek UNESCO’nun biyosfer rezervi zincirine dâhil edilmiş midir?
  • Macahel derelerinin boşa akmadığı, bu derelerin Macahel insanının vazgeçilemez yaşamsal gereksinimlerini karşıladığı ve eşsiz doğanın oluşumuna birincil derecede katkı sağladığı doğru mudur?
  • Macahel derelerinin, tatlı su ekosistemleri açısından da son derece önemli olduğu, sucul çevreyi ve aynı zamanda omurgasızlardan oluşan zengin bir faunayı da desteklediği bilinmekte midir?
  • Barındırdığı eşsiz değerleri ile bir tür açık “doğa müzesi” niteliğinde olan Macahel, dünyanın ortak mirası olarak değerlendirilebilir mi?
  • Macahel başta Saf Kafkas arısı olmak üzere çeşitli flora ve fauna bireyleri için gen merkezi olabilir mi?
  • Macahel’de mevcut bitki çeşitliliğinin başta tıp olmak üzere diğer endüstriyel dallar için bir potansiyel taşıdığı düşünülebilir mi?
  • Macahel, bilimsel araştırmalar için bir tür laboratuar olarak kabul edilebilir mi?
  • Macahel mevcut doğal, kültürel ve yapılı çevresi ile başta ekoturizm olmak üzere Türkiye’nin ve Dünya’nın önemli ”ihtisas turizmi noktası” olma potansiyeli taşımakta mıdır?
  • Macahel’de yapılacak olan HES’lerin, mevcut ekosistemleri, doğal peyzajı onarılamaz biçimde tahrip edeceği, doğru mudur? (Bkz. EK I)
  • HES’lerin yaratacağı tahribatın, var olan potansiyel değerlerinin hayata geçirilmesi ile elde edilebilecek ve Macahel halkına doğrudan yansıyacak olan “sürdürülebilir” ekonomik girdinin de önünü kesmesi riski var mıdır?

Bu soruların da yanıtı tartışmasız “evet”tir.

O zaman ilk değerlendirmemize bir kuşku payı katarak, şöyle diyebiliriz;

“Bu işte bir yanlışlık var galiba!”

HES PROJELERİNİN EKONOMİSİ

  • Macahel‘de yapımı planlanan 8 adet HES’in üreteceği yıllık enerji toplamının, Türkiye’de hâlihazırda üretilen yıllık enerji toplamının % 0,15 (binde bir buçuk) una karşı geldiği doğru mudur?  (Bkz. EK II)
  • Macahel derelerinde yapımı planlanan 8 adet HES’in toplam yatırım bedelinin yaklaşık 80 Milyon TL, üreteceği enerji toplamının piyasa değerinin ise yıllık yaklaşık 15 Milyon $ (ABD Doları) civarında olacağı doğru mudur?
  • Macahel halkının bu dereler üzerinden yaratılacak ekonomik değerden; yapım aşamasında sınırlı miktarda ucuz emek bedeli, işletim aşamasında ise bekçilik vb. hizmetler için asgari ücretten sınırlı sayıda istihdam karşılığı olarak yok mertebesinde pay alacağı, buna mukabil oluşan maddi kaynağın tümüne yakın bölümünün yöre dışına gideceği doğru mudur?
  • Macahel halkına bedava elektrik verileceği söylentisinin, ortaya çıkabilecek olası tepkilerin önünü kesmek için ortaya atıldığı, Türkiye genelinde böyle bir uygulamanın örneği olmadığı doğru mudur?

Bu soruların yanıtı da, ihmal edilebilir bir yanılma payı ile hiç kuşkusuz ki “evet”tir.

Bir anlamda tespit niteliği taşıyan bu soruları, elbette daha da çoğaltmak mümkün.

Ancak buraya kadar yapmış olduğumuz tespitleri, bir bütün olarak ele aldığımızda, vardığımız sonuç şudur.

Macahel’ de yapılması planlanan HES’ler:
Ülkemizin toplam enerji ihtiyacı açısından, “olmazsa olmaz” bir değeri ifade etmiyor, (Bkz. EK II).

  • Yaratacağı ekonomik değer ile birkaç bireysel çıkar dışında Macahel halkına hiçbir katkı sağlamıyor,
  • Ekolojik dengeyi onarılamaz biçimde bozuyor,
  • Macahel doğasının, Macahel insanına doğrudan sunabileceği sürdürülebilir ekonomik faydayı zaafa uğratıyor,
  • Devlet olarak taraf olduğumuz uluslararası anlaşmaların bize yüklediği yükümlülükler çerçevesinde, inanılırlığımızı, tartışmalı hale getiriyor,
  • En önemlisi, doğa ve insanın uyumlu birlikteliğini esas alan, karşılıklı yararlanma ilkesine dayalı sürdürülebilir kalkınma modelinin dünya çapında bir örneği olma şansını, üstelik “Biyosfer Rezervi” statüsünü elde ederek pekiştirmişken, kaybetmesine neden oluyor.

Kısaca bu projeler, yörede proje geliştiren firmalar dışında, ne yöre insanına ne de doğaya hiçbir hayır getirmediği gibi, geleceğini de karartıyor.

Peki, bu derelere hiç mi dokunmayalım? Elbette ki hayır.

Macahel derelerinde, “Camili Biyosfer Rezervi Yönetim Planı”  taslağında da belirtildiği şekilde, Macahel halkının enerji ihtiyacını bedelsiz karşılamak üzere 2 Megavat gücünü aşmayan  (Macahel’in hali hazırdaki ihtiyacı bunun üçte biri kadardır) ve yöredeki değirmenler benzeri çalışan, “mikro-hidro türbinler” kurulabilir.

Bunun maliyet bedeli de, yerel tüzel kişiliklerin bu hususu bir projeye dönüştürmeleri halinde, çeşitli fonlardan hibe kredilerle kolayca karşılanabilir.

Yine aynı yöntemle, kaynak sularının içme suyu olarak kullanımını sağlayacak “içme suyu tesisleri” de yapılabilir.

Böylelikle; yöre insanına yüzyıllar boyu eziyet çektirmiş Macahel doğası, kendisini koruyarak bu günlere ulaştıran Macahel insanına borcunun bir kısmını ödemiş olur. Hem de, doğal ekosistem hiç bozulmadan doğa ve insanın uyumlu birlikteliği devam eder.

Ayrıca bu öneri ve imkân, benzer şekilde yok olma tehlikesi karşı karşıya olan tüm Doğu Karadeniz dereleri için de, geçerli örnek bir model olur.

 

O halde şimdi ne yapılmalı?

  • Macahel halkı, derelerine sahip çıkmalı ve bunu etkin bir şekilde ifade etmeli.
  • Tüm bilim insanları ve aydınlar, yerel, ulusal, uluslararası tüm Sivil Toplum Kuruluşları,  Macahel halkının yanında durmalı bu girişimi durdurmak için katkıda bulunmalı.
  • TC Çevre ve Orman Bakanlığı, Macahel’in  bir çok açıdan dünya çapında bir model olma şansını da gözeterek, kendi girişimi ile  Biyosfer Rezervi ilan ettirdiği Macahel’i aynı zaman diliminde HES’lere de tahsis ederek düşmüş olduğu çelişkili durumu hemen düzeltmeli,
  • İlgili tüm kurum ve kuruluşlar, Devlet olarak taraf olduğumuz uluslararası anlaşmaların bize yüklediği yükümlülükler ve “kamu yararı” çerçevesinde bu yanlış uygulamanın sonlandırılması için gereğini yapmalıdır.

Kısaca beklentimiz budur. 

 

  

 

EK I

Macahel’de yapılması planlanan HES’ler ile ilgili kısa bilgiler
Yörede kurulu gücü 5,05 MW yıllık üretimi yaklaşık 30.000.MW/h olan proje başlatmış bir firmanın internet sayfasından edinilen verilere ve çeşitli uzman raporlarına göre;

Sistemin çalışma şekli, prensip itibarı ile yörede bulunan geleneksel değirmenler gibidir.

  • Dere toplam suyunun yaklaşık beşte bir oranında bir bölümü “can suyu” olarak derede bırakılmak suretiyle HES için gerekli kalan su, projede belirlenen bir noktadan alınacak,
  • Dere yatağından alınan dere toplam suyunun beşte dördü, Çevre ve Orman Bakanlığı’nca kendisine tahsis edilen 90 dönümlük bir orman sahasından geçirilerek yaklaşık 10 km uzunluğunda %2 eğimli iletim kanalı ile belli bir noktaya getirilecek,
  • O noktadan yaklaşık 500m irtifadan cebri boru ile santral alanına düşürülerek kanatlara çarptırılmak suretiyle enerji elde edilecek,
  • Kalan su yeniden dere yatağına bırakılacak.

Aynı derede birden çok HES bulunması halinde, bir önceki HES’in dereye bıraktığı su yeniden kanala alınacak ve aynı işlem devam edecektir.

Aynı örnekten hareketle yapım ve işletim aşamalarında ortaya çıkabilecek tahribatlar

  • Kanal güzergâhında binlerce ağaç kesilecek,
  • Kanal güzergâhında on binlerce m3 hafriyat yapılacak, hafriyattan çıkan kaya, taş, toprak vb artıklar dere vadisindeki doğal örtünün üzerine dökülecek,
  • Vadi tabanına doldurulan kayalar, toprak, çakıl, ağaç artıkları doğal akışı etkileyecek ve taşınan materyalin bir yerlerde birikmesi ile sel ve taşkın felaketleri oluşacak,
  • Yapılacak olan yol,tünel veya kanal boyunca oluşacak herhangi bir tıkanmanın yaratacağı heyelan,neredeyse bütün tarım alanlarının bu kanal ve tünellerin alt kotunda yer alması nedeniyle,can ve mal kaybına neden olacak,
  • İçme suyu potansiyeli olan kaynaklar zayi olacaktır, (ki örnek alınan projede 11 kaynak suyunun bu amaçla kullanılacağı açıkça belirtilmiştir.)
  • Dere vadisine “can suyu” diye bırakılan ve zaten yetersiz olan su ve atıklar, su ekosistemlerini olumsuz etkileyecek, başta kırmızı benekli alabalık olmak üzere birçok canlı türünün yok oluşuna ve ekolojik zincirin kopmasına neden olacak,
  • Vadinin iklimsel koşullarının değişmesi orman ekosistemlerini vb. olumsuz etkileyecek,
  • Kısaca Macahel’in biyolojik çeşitliliğini ve zenginliğini oluşturan tüm unsurlar bu oluşumdan zarar görecek,
  • Bütün bunların yanı sıra yapılacak tesisler ve ek iletim hatları görsel kirliliğe yol açarak Macahel’in en önemli avantajı olan görsel zenginliğini onarılamaz bir biçimde zedeleyecektir.

Örneklenen, yapımı başlatılmış olan bir adet HES’in yol açacağı öngörülen tahribattır. Nitekim bu projenin yeni başlatılmış olan uygulamasında, derenin hafriyat atıkları ile nasıl doldurulduğu ve doğal yapının nasıl bozulacağının ilk sinyalleri alınmıştır.

Yapımı planlanan 8 adet HES’in yol açacağı tahribatların değerlendirmesi okura bırakılmıştır.

Ayrıca Macahel’in iki ana deresinde öngörülen birden çok HES’in, arazi yapısının %70’e varan eğimleri de dikkate alındığında, tahribatın katlanarak artmasına neden olacağı hatta uygulamanın imkânsız hale gelebileceği de düşünülebilir.

 

   

EK II

Macahel derelerinde yapılacak olan HES’ler,  Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında “olmazsa olmaz” bir zorunluluk mudur?

  • 2007 verilerine göre Türkiye’nin; Kurulu güç toplamı 40777,3 MW,

Ürettiği yıllık toplam enerji miktarı 191237 GW/h tır.

  • Çoruh nehri havzasında yapılan ve yapılacak olan barajlı Hidroelektrik Santralleri’nin toplam kurulu gücü 2536 MW (yaklaşık1 nükleer santral kadar) olup, bu değer Türkiye’nin toplam kurulu gücünün % 6,2 sine karşı gelmektedir.
  • Çoruh nehri havzasında üretilecek yıllık enerji toplamı 8260 GW/h olup, bu değer Türkiye’nin ürettiği toplam enerji miktarının % 4,3 üne karşı gelmektedir.
  • Macahel’de yapımı planlanan ve bir bölümü başlatılan yaklaşık 8 adet HES’in toplam kurulu gücü yaklaşık 60–70 MW civarında olup, bu miktar

Çoruh barajlarının toplam kurulu gücünün % 2,3 üne, Türkiye’nin toplam kurulu gücünün % 0,15 (binde bir buçuk) ’una karşı gelmektedir.

  • Macahel HES’lerinin üreteceği enerji yaklaşık yıllık 270 GW/h olup, bu değer Çoruh barajlarının üreteceği yıllık enerji miktarının % 3,2 sine, Türkiye’nin ürettiği yıllık enerji miktarının % 0,15 (binde bir buçuk) una karşı gelmektedir.

NOT: kurulu güç bazında; 1MW (megavat) = 1000 KW (kilovat) üretim bazında;       1GWh (gegavat/saat) = 1000 MW/h = 1000 000 KW/h )

Bu tabloya baktığımızda il bazında Artvin’in enerji üretiminde üzerine düşen bedeli fazlasıyla karşıladığını, Macahel’de üretilmesi düşünülen enerjinin ise hiç de vazgeçilemez olmadığı kolaylıkla görülebilir.

Kaldı ki çeşitli bilim insanları ve uzmanların öne sürdüğüne göre, sadece iletim hatlarının yenilenmesi ile kayıp enerjinin dünya standartları ortalamasına getirilmesi halinde, bırakalım Macahel’i tüm Doğu Karadeniz derelerinden elde edilecek enerjinin birkaç katını tasarruf etmek mümkündür. Hem de çok daha düşük bir bedelle.

(*) Cam ve porselenden yapılmış eşya.

Leave Comments