No product in cart
- Ekim 18, 2016
Uğur Köyünde Bir Karabasan
2010 yılı Mart ayı ortasında Uğur Köyü Muhtarına bir yazı gider. Konu, Uğur Köyünde yapılması düşünülen HES ile taş kırma eleme tesisi ile beton santralı hakkında Mart 24’ünde halkı bilgilendirme toplantısı yapılacaktı.
Konuyu biz muhtar arkadaşlara ileten Maral Muhtarı ile birlikte yaklaşık 10 kişi 23 akşamı Uğur Köyüne gittik. Bizim ziyaretimiz istişare amaçlı idi. HES projeleri hakkında Muhtar arkadaşımızın karşı duruşunu biliyorduk ama gelen bilgiler durumun farklılaştığı yönünde idi ve köyde birkaç kişi süreci HES’lerin yapılması yönünde sürüklemekte idi.
Duyumlarımız proje sahibinin; bütün çalışanlarını öncelikle köy içinden temin yoluna gideceği, iş bittikten sonra taş kırma/eleme tesisi ile beton santralını köye bırakacağı, diğer HES projelerinin yapımının kendilerine verilmesi halinde Macahel Tünelini delecekleri, HES yapım sürecinde tünel kazılarından çıkan pasayı yollara sereceği, Köy içi yolları yapacağı, Köye yeni bir cami ve okul yapacağı ve evvelemir her hal ve şartta Uğur HES projesi uygulamasını Düzenli HES projesi başlamadan başlayacağı (gerekçesi de Düzenli HES projesinin açık kanal olduğu dolayısı ile bir doğa katliamı yapılarak yapılabileceği) aksi takdirde Macahel milletinin Düzenli HES projesinde olan biteni gördükten sonra ayağa kalkabileceği gibi beyan ve sözleri kulaktan kulağa bizlere ulaşmıştı.
Öncelikle ziyaret öncesi edindiğimiz duyumların gerçekte ne olduğunu anlamak için Uğur köylülerin görüşlerine başvurduk.
Köyde işsiz insanların istihdamı sözü verilmişti, doğaya sıfır zararla projenin uygulanacağı ifade edilmişti.
Toplantı boyunca Ziver Dayı ve birkaç kişi; Macahel tünelinin yapılmasını sağlamayı biz Muhtarlar olarak taahhüt edersek kendilerinin de bizimle birlikte HES projelerine kesinlikle karşı çıkacaklarını ifade ettiler. Uğur Köyü Muhtarı olan arkadaşımızın da bacanağı olan ve proje sahibi olduğunu bildiren şahsın havzada yapacağı HES’ler için destek oluşturacak zemini bulmuştu. Proje kapsamında çalışacak elemanlar köyden sağlanacaktı. Yalnız o bile “eğer proje çevreye zarar verecekse karşı olduğunu” beyan ediyordu. Ne yaman çelişki ama gerçeklik böyle idi.
23 Mart akşamı Uğur Köyünde yapılan toplantı öğretici idi. Hem de her yönü ile.
Girişimci Köylülerden gelen hemen her türlü talebi yerine getirme sözü veriyordu. Anlaşılan HES yapma amaçlı oluşturulan bütçenin sınırları yoktu. Hele bir şu HES projesinin yapımı için gerekli izinler çıksın gerisi kolaydı. Vatandaşın her dediği yapılırdı. Verilen sözler bir kurnazın köprüyü geçene kadar dayı demesi olarak ya da samimi ve yerine getirilecek sözler olacağını ancak zaman gösterecekti.
Görülen o idi ki, vatandaşın kafası iyice karışıktı. Bir HES projesinin yapımının hangi kriterler etrafında değerlendirileceği kişiden kişiye büyük farklılıklar göstermekte idi. Maddi menfaat sağlama gayreti ile başlayıp Macahel’in ulaşım sorununun çözüm şartına kadar geniş bir gerekçe yelpazesi üretilmişti.
Ziyaretimiz sürecinde; havzada HES yapımının mutlak surette Dünyadaki benzer uygulamalardaki en ileri seviye kriterleri esas alınarak değerlendirilmesinin gerekli olacağını belirttik. Bu manada Havza Gelişim Master Planı yapılmadan hiçbir benzer projenin gündeme alınmasının doğru olmayacağı görüşünü ifade ettik. Oluşturulacak “bilim kurulu” tarafından yapılacak havza gelişim master planında havzada HES yapılıp yapılamayacağı, yapılabilirse kaç tane, nerede ve nasıl inşa edilebileceğinin netleştiği bir durumda girişimcilere izin verilebileceğini, doğru yolun bu olduğunu söyledik. İlginçtir; köydeki hemen herkes Uğur Köyü HES projesinin yapılmasını isteyenler de bu noktada bizimle ayni görüşte olduklarını ifade ettiler.
İnsan aklının bu kadar karışmaması nasıl mümkün olabilirdi ki zaten. Kasım 2008 Ankara ziyaretimizde Biyosfer Rezerv Alanı Yönetmeliğinin yasalaşmasının hangi aşamada olduğu sorusunu yönelttiğimiz Çevre Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı “sumenini” kaldırarak, yönetmelik bende hazır bekletiyoruz demişti. Neden Yönetmelik’in yürürlüğe konmadığını henüz makul gerekçeler hanesinde anlamış değiliz.
Sizce neden “Biyosfer Alan Yönetmeliği” yürürlüğe konmuyor?
Son birkaç yıldır yaptığımız görüşmelerde istisnasız hemen herkesin; Bakanlar, Müsteşarlar, Genel Müdürler, Daire Başkanları, İldeki Yöneticiler, Akademisyenler, sıradan vatandaşlar hemen herkes “Macahel Havzasında HES yapılmaması gerektiği” yönünde görüş belirtmekle birlikte buna karşın durumun netleşmesi ve proje uygulamalarının durdurulması yönünde sadece yargının adım atabiliyor olması hafızalarımızı tazelememizi sağladı.
Ülke geneline de hâkim olan kafa karışıklığının bizleri çok yoracağını öngörmesinden olsa gerek mevcut Sayın Bakanlarımızdan birisinin bundan bir buçuk yıl öncesinde kendisini ziyaret edenlere “hemen yargıya başvurun” önermesini yapmış olması ise bir diğer öğretici durum olarak önümüzdedir.
Yoğun muhabbeti takiben birkaç saatlik uyku almak adına gecelik uykumuzu alabileceğimiz noktalara doğru yola koyulduk. Ertesi gün “halkı bilgilendirme “ toplantısı yapılacaktı.
24 Mart 2010, Uğur Köyü Halkı Bilgilendirme Toplantısı
Öğleden sonrası için yapılması planlanan toplantıya katılım yoğundu. Gerek Köy halkı gerekse havzadaki diğer köylerden gelenlerden oluşan kalabalık toplantıya başlamadan önce yaklaşık iki saat süre ile kulis yapma şansını elde etmişti.
Ve toplantının resmen başladığının ilanı ile toplantı salonuna dahil olundu. Yaklaşık 120 civarında katılımcı ile başlayan toplantıya 10 kadar kişi değişik kamu kurumlarını temsilen, girişimci kurum adına iki kişi ve diğer yandan altı köyün muhtarı, ihtiyar heyeti üyeleri, sivil toplum kuruluşları ile halk yerlerini aldı.
İlk sözü, Çevre ve Orman Müdürlüğünden gelen ve toplantıyı yöneten görevli alarak; toplantının amacını anlattı. Toplantının projeyi tanıtma amaçlı olduğu ve beyan edilen görüşlerin kayda alındığı ve gereken yerlere iletileceğini ifade etti. Öneri üzerine misafir katılımcıların halka tanıtımına geçildi. Bu sürede girişimci şirket adına iki şahsın katıldığı bunlardan birisinin ÇED alım sürecinin takibini yapan Mühendislik Şirketi temsilcisi olduğu diğerinin de Proje Sahibi olduğunu toplantı başkanı ilan etti.
Takiben toplantı içeriğine geçildi.
Proje teknik sunumu yapıldıktan sonra, proje sahibine söz verilerek konu hakkında ifade etmek istediklerini dile getirme şansı verildi.
Proje sahibi, ilgi projenin doğaya sıfır zararla yapılacağını; köy halkına istihdamda öncelik tanınacağını ve hatta hafriyat sürecinde çıkan malzemenin Camili-Uğur yol bağlantısının genişleme ve ıslah çalışmasını yapıp sergi yapılacağını ifade ettiler.
Proje sahibi olarak tanıtılan arkadaş kendinsin bu işleri bildiğini ve Türkiye’deki en eski HES ve termik santralın sahibi olduğunu bu projenin de çevreye sıfır zararla yapılacağını tekraren beyan etti.
İlgi çekici olan bir nokta ise; söz konusu arkadaşın ısrarlı bir şekilde Türkiye’deki en eski HES ve termik santralı sahibi olduğunu iddia etmesine karşın anlaşılan o idi ki ilgi şahıs Murgul Bakır işletmelerinde uzun yıllar üst düzey yönetici olarak çalışmış, o dönem de mülkiyeti aslen kamuya ait olan “sözü edilen enerji santrallerinin” yöneticisi olmuştu. Ama her nedense ısrarla ilgi tesislerin sahibi olduğunu söylüyordu.
Söz ilgi şahsın Murgul’da çalışmış olması beyanlarındaki tutarlılık ve bol keseden vaatlerindeki samimiyetinde sorgulanması fırsatı doğurmuştu.
Bildiğimiz kadarı ile Murgul Bakır İşletmeleri halen tesislerinde ki pasayı Murgul çayına bırakmaktadır. Bu eskiden de böyle idi şimdi de böyle. Baca filtre sistemlerindeki nispi iyileşme özelleştirme sonrası olmuştu. Bu durum proje sahibi arkadaşın Murgul Bakır İşletmeleri üst yönetiminde iken Bakır İşletmesi faaliyetlerinden dolayı çevre ve sosyal paydaşlar üzerlerindeki etkiler konusunda umursar bir tavır içinde olmadığını göstermektedir.
Bu noktadan kalkarak bizde bir merak daha tetiklendi. Acaba bu arkadaşımız gerçekten de projenin sahibi mi idi? Yoksa bir çalışan sıfatı ile mi bu sözleri vermekteydi vatandaşa? Çalıştığı Kurumdan bu yönde yükümlülük altına girme yönünde yazılı bir yetkisi var mıydı?
Yoksa bu arkadaş halkı düpedüz aldatmanın mı peşinde idi? Bunların hangisinin gerçek olduğunu zaman gösterecek. Net olduğumuz tek şey ilgi arkadaşın bir yöntem yoksunu olarak herkese her şeyi vaat ettiğidir.
Umarız ki yakın zaman içinde Polat İnşaatın değerli sahipleri bu Truva Atının arkasından çıkıp; eğer var ise vatandaşa ve çevreye yönelik taahhütlerini yazılı bir şekilde beyan ederler.
Sorun tabii ki bir kişinin etrafında konuyu tartışmak değildir. Amacımız, Macahel havzasına yüksek olumsuz etkisi olacağını düşündüğümüz bu projenin tam bir şark kurnazlığı ile menzil kazanma gayretine işaret etmektir.
Toplantının tümü son derece bilgilendirici idi. HES projelerini uygulamak isteyenler görüşlerini ifade etmiş, bu projelerin Havza üzerinde yüksek olumsuz etkisi olacağını düşünen bir çok arkadaşımız da son derece kapsayıcı, teknik ayrıntılara vakıf bir şekilde neden karşı olduklarını dile getirmişlerdi.
Genel toplantı seyri böyle yürümekle birlikte ve toplantı sürecinde birkaç defa olmak üzere Uğur köylü bir akrabamız; “hep siz konuşuyorsunuz” tepkisini ortaya koymuş bu da ortamın biraz gerilmesine sebep olmuştu.
Birçok kişinin toplantı başkanına dönerek; “Sayın Başkan lütfen arkadaşa da söz verin” ricasına karşın ilgi arkadaş söz almak istememiştir.
Bu durum ilk ortaya konduğunda Uğur Köyü Muhtarı arkadaşımız söz alarak, “kimsenin kendi köyünde kışkırtma yapmasına” müsaade etmeyeceğini ifade etmiştir. Sanırım kimsenin böyle bir niyeti de olmadığı için toplantı rahat bir akış içinde devam etmiştir.
Görüşler ve karşı görüşler dile getirilirken yukarıda sözünü ettiğimiz arkadaş birkaç kez olmak üzere sahne alarak “hep siz konuşuyorsunuz” tepkisini göstermiştir.
Bu durumun ısrarlı tekrarı üzerine bazı katılımcılar Başkandan tekrar rica ile arkadaşa söz vermesini rica ettikleri süreçte Uğur köyü Muhtarı söz alarak; bu konunun kendi köyünü ilgilendirdiğini ve başka hiçbir kimsenin konuşma hakkının olmadığını ifade etti.
Toplantıya katılanlar hep birlikte toplantı salonunu terk etti. Aslında herkes söylemek istediğini söylemişti. Doğru ya da yanlış.
Anlaşılan o ki; HES’lerin yapılması ya da yapılmaması ile ilgili hiçbir görüşü olmayan ama kişisel çıkar hesapları peşinde körü körüne giden arkadaşlarımız var idi ve bunlar aslında ya ne yaptıklarını bilmiyorlardı ya da toplumu bölme gibi bir gayretin aleti oluyorlardı.
Toplum bir bölünmeye doğru gidiyor artık. Bazıları paranın dışında hiçbir şey düşünmek istemiyor. Bazıları ise geleneksel hasletlerimizden olan “sorumlu vatandaş” rolünü sürdürme azminde.
Neden Kamu İdaresi, Havza Gelişim Master Planı tesis etmek suretiyle; neyin nerede ne kadar yapılabileceğine çözüm getirme yönünde adım atmıyor? Neden Kamu bu tür projeleri sadece bir mühendislik ve finansal tablolar çerçevesinde görüyor? Neden Sosyal ve Çevresel Paydaşlar proje tasarım ve yeterliliği için iç hukuk mevzuatına giydirilmiyor?
Neden her tarafımız kalitesiz en iyisi dahi kötü olan projelerle dolup taşıyor?
Ülkemiz, böyle 5.sınıf işler yapmak suretiyle mi dünya ile rekabet edebilecek? Hangi kalemlerde?
Kimlerin umurunda; yurttaşlarımızın gelişmiş ülke kapasite ve becerilerine sahip olması, yüksek niteliklere sahip proje tasarım ve uygulamalarının yapılması, Avrupa’nın bir noktasında olsa idi milyonların ziyaret için kuyruğa girmeye razı olacağı Macahel Havzasının üç kuruş için tahrip edilmesine az bir zamanın kaldığı kaçımızın derdinde?
EPDK ve Çevre Bakanlığı HES uygulamalarını yeniden masaya yatırmak durumundadır.
Yoksa emsali bulunmayacak doğal zenginliğe sahip vadilerimiz bir “Moğol aklı ile” yakılıp yıkılacaktır. Bunun geri dönüşü ise imkansız olacaktır.
Siyaset Kurumu ne iş yapar bu ülkede?
Leave Comments Cancel reply
Arşivler
Son Yazılar
Diğer YAZILAR
Macahel Havzası HES projelerine karşı verilen mücadelede başarılı olmanın sırları
Orhan Yavuz* Öncelikle kısaca birkaç noktaya değinmek isterim. Macahel Havzası, Türkiye Gürcistan hududunun en uzun etabını kaplayan, Batum şehrine yaklaşık 40 km, Borçka ilçesine ise 45 km mesafede bir yerleşim yeri. Tarih boyunca Macahel Havzasının ulaşım ağı üzerinde Borçka ilçesinden çok Batum, Artvin, Şavşat ve ötesi coğrafyalar vardır. Gürcistan ile sınır Macahel deresi üzerinde […]
Maçahel’deki HES’e izin çıkmadı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Artvin’in Borçka ilçesinde yapılması planlanan Camili Regülatörü ve HES projesinin ÇED süreci sonlandırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Artvin’in Borçka ilçesinde yapılması planlanan ve 5 yıldır görüşmeleri süren, Camili Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali (HES) projesinin tarım alanlarına, biyoçeşitliliğe ve ekosisteme zarar vereceği gerekçesiyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci sonlandırıldı. Gen Koruma […]
Orman Kesimi Macahel’in Ekosistemini Tehdit Ediyor
Ağustos ayının ortalarına doğru Borçka Orman İşletme Müdürlüğü Macahel havzası Düzenli bölgesinde 400 m3 orman kesimi yaptı. Bununla ilgili yoğun itirazlara rağmen aynı bölgede 1200 m3’lük orman kesimi için de damgalama yapıldı. Dosya ihale aşamasındadır. Konu yöredeki bütün kamu mercilerine iletilmiş olmasına rağmen bir sonuç alınamaması üzerine bakanlık, milletvekilleri aracılığı ile Meclis gündemine taşındı. Macahel […]
BU BİR GÖNÜL İŞİDİR
Senoz Vadisi’nde yapımı devam eden HES çalışmaları hakkında ‘bilirkişi’ olarak görev alan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi eski Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin’in vadimizde yapılan çalışmalar hakkındaki yazısını, yazıyı bize ulaştıran İsmail Akyıldız’ın ‘takdim’iyle sunuyoruz: Senoz Yöresi Derneği çatısı altında oluşturduğumuz ‘HES Komisyonu’ kapsamında benim üstlendiğim görev akademisyenler […]
TARIMDA KAPİTALİST PARADİGMANIN İFLASI, 7 “ENDÜSTRİYEL TARIM, İNSANLIĞI DOYURABİLİR ve İSTİHDAMI SAĞLAYABİLİR Mİ?”
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI mustafa.kaymakci@ege.edu.tr Bu yazımda, endüstriyel tarım, insanlığı doyurabilir ve istihdamı sağlayabilir mi konusunu sorgulamaya çalışacağım. TARIMDA KAPİTALİST POLİTİKALAR NASIL DEĞİŞİM GÖSTERDİ? 1980’li yıllara değin dünya, iki kutbun yönlendiriciliğindeydi. Bir yanda reel sosyalizm, bir yanda emperyal kapitalizm ve kurumları dünyayı şekillendiriyordu. Emperyal kapitalizm, anılan yıllara değin özellikle çevre ülkelerinde köylülüğü, bir başka […]