No product in cart
- Ekim 18, 2016
Neden Macahel Tüneli, Neden Macahel Gümrük Kapısı?
1900’lu yılların ilk çeyreği, I.Dünya Savaşı yaşanıyor. Savaş ile birlikte, Artvin ve Acara bölgesinde kontrol el değiştiriyor.
I.Dünya Savaşı biterken Rus İmparatorluğu yerini Sovyetler Birliğine; Osmanlı İmparatorluğu da Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakıyor.
Genç Sovyetler Birliği, oluşurken 1921 yılında bağımsızlığını ilan etmiş Gürcistan’da kontrol Sosyal Demokrat Menşeviklerden Stalin’in desteği ile Bolşeviklerin eline geçiyor. Gürcistan’ın, Sovyetler Birliğine dâhil edilmesi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği arasındaki hudutların Kars ve Moskova antlaşmaları çerçevesinde belirlenmesi kararı alınıyor.
Bu çerçevede; Artvin, Ardahan ve Kars illeri hudut güzergâhında halk oylamasına başvurulması her iki ülke tarafından kabul ediliyor.
Ve nihayet, 1933 yılında yapılan halk oylaması ile hudutlar kesinleşiyor. Bu süreçte 18 köyden oluşan Macahel havzasındaki 12 köy Gürcistan tarafında 6 köy ise Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte kalmaya karar kılıyor.
İlgili sözleşmenin bir unsuru olarak da 6 köyden oluşan yukarı Macahel Havzasında yaşayan köylülerin Batum şehrine ulaşmaları Pasavan düzenlemesi ile garanti altına alınıyor. 1933 yılından başlayarak 1936 yılına kadar devam eden Pasavan geçişi bir görevlinin silahlı saldırı sonucu öldürülmesi ile donduruluyor.
Akabinde, Avrupa’da başlayan siyasi gerilimler ve devreye giren II. Dünya savaşı ile birlikte Havza ulaşımını konuşulabilir bir konu olmaktan uzak tutmuştur.
Bu arada Stalin döneminde birçok Acara yaşayanı Müslüman oldukları için Kazakistan’a sürgüne gönderilmiştir. Bu dönem süresince Pasavan ile geçişin tekrar başlamasını talep etmek herhalde imkânsızı istemek olurdu. Daha sonraları alevlenen soğuk savaş döneminde de Pasavan geçişi konu olarak dile getirilememiştir.
Sovyetler Birliğinin dağılması ve Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan etmesini takiben süreçte Macahel Havzası vatandaşları kış aylarında Gürcistan üzerinden protokol ile geçiş imkânını kullanır olmuşlardır.
Pasavan geçişinin durdurulduğu 1936 yılından bu günümüze 76 yıl geçmiştir.
Halkımız, tarih boyunca ve 1936 yılına değin havzanın dış dünya ile bağlantısını 35 KM boyunca Karadeniz dolayısı ile Batum’a erişen vadi üzerinden gerçekleştirilmiştir. 1936 yılı ile birlikte ve günümüze değin 76 yıl süresince özellikle kış aylarında erişilemez ve aşılamaz bir dağın ötesinde kalıp yılın 4-6 ayı kadar süre ile ve her yıl dünya ile irtibatsız bir yaşam sürdürme mecburiyetinde kalmıştır.
İşte bu arada kalan 76 yıl boyunca, Havza sakinleri çok ciddi bedeller ödediler. Yaşam, sağlık, eğitim, çalışma, güven içinde yaşama, aile birliği gibi en temel hak ve özgürlükler ulaşım sorunu tarafından ipotek altına alındı.
Bu ara süreçte, başvurulmadık mevki ve makam bırakılmamasına ve birçok defa söz verilmesine karşın karayolu ile kışın Havzaya ulaşımın ancak TÜNEL ile mümkün olacağı nihayet 2011 yılında pozitif olarak duyulmuştur.
Ulaştırma Bakanımız, Müsteşarına Macahel Tünelinin programa alınması için talimat vermişti. Biz de bu talimatın bir an önce uygulamaya geçirilmesini umuyoruz.
Bu noktada bazılarımız; nereden çıktı bu tünel işi aciliyeti, Gürcistan’a kapı meselesi ne oldu, kapı konusunda kesin adım atılacağı söylenirken her şey yine mi gümbürtüye gidecek şeklindeki sorularını duyar gibiyim.
Açıklık getirelim.
Onlarca yıldır süren ulaşım sorununa çözüm üretme gayreti iki koldan ilerlemekte idi. Bunlardan birisi, Macahel tüneli diğeri de Gürcistan’a kapı açılması.
Tünel konusunda son bir kaç yıldır Bakanlık nezdinde yapılan çalışmalar nihayet bir noktaya gelmiş iken eş zamanlı olarak da Gürcistan’a kapı açılması son etabına gelme noktasına ulaşmıştı. Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti ve Gürcistan siyaset kurumunun en üst düzeyi seviyesinde “kapının” açılacağı ifade edilmiş olmakla birlikte her iki ülke delegasyonunun 2011 sonlarına doğru Batum’da yapmış oldukları görüşme aşağıda işaret ettiğimiz noktalardan dolayı kilitlenmeye doğru gitmiştir.
İki ülke arasındaki hudut anlaşması ayni zamanda Macahel Havzasındaki geçişi de düzenlemektedir. Bu çerçevede ilgi sözleşme, Türkiye tarafında kalan altı köy halkının Batum’a geçişi teminat altına alınmakla birlikte, Gürcistan tarafında kalan bazı köylerin şu an Türkiye tarafında kalan yaylalarına da gelme imkânı tanımaktaydı.
İki ülke arasındaki resmi görüşmeler her ne kadar halka açık yapılmamakla birlikte; Gürcü tarafının, “her iki ülke vatandaşlarının serbest geçişini sağlayacak bir hudut kapısı taleplerinin dayanak noktası” bu olsa gerek. Türkiye adına giden müzakere yapan delegasyonun “insanı amaçlı” ve tek taraflı geçişi öne alan çözüm önerisi yukarıdaki ayrıntı yüzünden tıkanmış görünmektedir.
Türkiye’deki siyasi iradenin her iki taraflı geçişe imkân sağlayacak kapıya soğuk bakmadıklarını düşünmekle birlikte, “gerekçeleri bizce bilinmeyen” dayanaklar üzerinden hareketle bürokrasinin belirli kanadının tam kapı açılmasına takoz koydukları ortadadır. Doğrusu, havza yaşayanları ve hudut anlaşmasına paralel olarak Türkiye Cumhuriyetinde kalma kararı kılmış büyüklerimizin mirasçısı olarak bizler, “gerekçeleri bizce bilinemeyen” ve tam teşekküllü kapı açılmasına rezerv koyan yetkililerin; “somut, ölçülebilir” dayanak noktalarını bilmek istiyoruz.
Algı Eşiği
Macahel ulaşım sorunu günümüze değin ağırlıkla temel hak ve özgürlüklerin kullanılması esasında değerlendirilmiştir. Bu durum vatandaş, kamu yönetici ve siyasetçi ekseninin tümü için geçerlidir. Her ne kadar bütünü ile haklı olan bu dayanak ortada durmakla birlikte; çözümü düşünürken sadece dünün ve günümüzün “ulaşım kısıtlarını” nasıl aşarız aralığından konuyu değerlendirmek yeterli değildir.
Öyle ya, ülkemizin geri kalan on binlerce yerleşkesinde ulaşım sorunu yoktur ama işsizlik, yoksulluk ve bir derece de geri kalmışlık hâkimdir.
Macahel Havzası ulaşım sorununu çözmek, eş zamanlı olarak nasıl Macahel Havzası geleceği öngördüğümüz ile de alakalıdır.
Nasıl bir ulaşım altyapısı olmalıdır ki birey, mal veya hizmetler A noktasından B noktasına sürekli, güvenli ve ekonomik olarak ulaşmakla kalmasın aynı zamanda “zenginliğin yaratılması” sürecine ciddi bir altyapı oluştursun.
Alışılmışın Ötesine
Başarılı birey, kurum veya toplumlar mevcut durumu nasıl yönettikleri ile farklılaşır. Sıra dışı fark yaratmak; kaynakları yeniden ve rekabetçi bir eksende pozisyonlandırma ile mümkündür.
Macahel ekonomisi, 4-6 milyon TL civarındadır. Bu ekonomik büyüklük ağırlıkla; fındık, bal üretimi ile yeni gelişen turizm paralelinde yürüyen geleneksel tarım ve hayvancılıktan oluşmaktadır.
Genelsel tarım ve hayvancılıkta ekonomiyi büyütme imkânları sınırlıdır. Fındık ürünü nispi olarak iyi sayılabilecek bir girdi sayılmakla birlikte tüm ekili alanların, ürün ve proje odaklı çalışılması halinde “alternatif; süs, tıbbı ve aromatik” bitkilere bırakması hayli mümkündür.
Bal üretimi ve arıcılık geliştirilmelidir ve bu yönde potansiyel fırsat vardır. Bütün bu hanelerde ekonomik büyüme fırsatı olmakla birlikte, gelir seviyesinin geometrik olarak büyümesi imkân dâhilinde değildir.
Macahel havzasında ekonomik geliri geometrik olarak arttıracak bir tek alan vardır. Bu alan turizmdir.
Macahel havzası yıl 12 ay turizm faaliyetlerinin yapılabileceği yegâne alandır. Havza, Biyosfer rezerv alanıdır. Erişilebilirlik sorunu çözüldükten sonra havzanın en rekabetçi gelir alanı doğa turizmi ve kış sporları turizmidir.
Havzada, Ekim ayından başlayarak Haziran ilk haftasına kadar yani yılın 7 ayı kayak yapmaya elverişli alanları vardır.
Türkiye’deki birçok kayak alanının, kayak yapma sezonu 2 ay ile sınırlıdır. Denizden 2,100 metre yükseklikte olan Palandöken kayak merkezinde kar kalınlığı 20cm kadar olduğu zaman Macahel havzasının benzer kotlarında kar kalınlığı 2-3 metre seviyelerindedir.
Batum’a 30 KM
Yukarı Macahel Havzası Batum havaalanına yaklaşık 30KM uzaklıktadır. Havzanın bu gün yaşanan kronik ulaşım sorununu çözmek minimum eşik olmakla birlikte, yapılacak ulaşım yatırımlarının geleceğin zenginliğini yaratacak en uygun bileşenleri içermesi gerekir.
Çekim Merkezi (HUB)
Macahel Havzası, ülkemizde bilinirliği itibari ile insan ve doğa dengesinin en iyi şekilde korunduğu bir alandır. Bu yönü ile de ülkemizdeki tek BİYOSFER REZERV ALANIDIR.
Havza, bu günkü hali ile her yıl on binlerce turisti çekmektedir.
Eşsiz bir doğal çeşitlik ve görsel güzelliğe sahip olmasına karşın;
- Yeterli sayıda yatak yoktur,
- Kaliteli konaklama kapasitesi çok sınırlıdır,
- Hizmet standartları çok düşüktür,
- Rehberlik hizmetleri başlangıç seviyelerde olup çok sığdır,
- Turizme yönelik yerli ürün tasarım ve uygulamaları geliştirilmeye muhtaçtır.
DOKA, bölge kalkınma politikalarının merkezine turizmi koymuştur. Macahel, Doğu Karadeniz’deki insan eli ile bozulmamış, kirletilmemiş nadir bir yerdir.
Doğu Karadeniz turizm ile kalkınacak ise Artvin İli bu yürüyüşün öncüsü, Macahel Havzası da turizm hareketinin öncüsü, bayrağı ve bir çekim merkezi olacaktır.
DOKA vizyonun gerçekleşmesi için bazı ön kabullerimizin olması gerekir. Bunlardan en önemlisi, Doğu Karadeniz Bölgesinin Dünya turizm hareketinden pay alması olacaktır.
Küresel turizm hareketlerinden pay alma yoluna koyulduğumuzda fark etmemiz gereken bir diğer ön kabul Gürcistan’daki gelişmelerdir.
Batum, Kobuleti, Urexi ve yeni kurulacak Lazika şehri ile birlikte Gürcistan sadece kıyı şeridinde 10 milyon üstü turisti hedeflemektedir. Batum ve Kobuleti ise 4-5 milyon hedefine yönelik hızlı yatırımlar gerçekleştirmektedir.
Peki, biz Artvin olarak neredeyiz?
Öngörümüz
Macahel tüneli ve Macahel havzasından Gürcistan’a açılacak tam teşekküllü bir kapı ile birlikte Havzaya ulaşım köklü bir şekilde çözüme ulaştırılacaktır.
Acara bölgesine gelen 4-5 milyon turistin en az %10 kadarının Artvin iline gelmesi hedeflenmelidir. Doğa ve kış sporları hizmetleri sunuma hazır olduğu noktada Macahel havzası bu rakamın en az yarısını (%5’ini) tek başına çekme potansiyeline sahip olacaktır.

Acara Havzasına gelecek toplam turistin 5%’ini Macahel Havzasına çekebildiğimiz noktada bu yılda 250,000 turiste, günde ise 800 kişilik bir insan trafiğine işaret edecektir. Mevcut şartlarda bu ciddi bir insan ve araç trafiği demek olacaktır. Geleceğin fırsatlarını başarılı bir şekilde yönetme hedefinde bugünden ele alınması gereken konu; bu sayıda bir insanı güvenli ve hızlı olarak, doğal çevreye duyarlı bir şekilde nasıl taşıyacağız sorusudur.
Bunun cevabı Batum, Macahel Havzası arasında bir monorail sisteminin inşası olduğu açıktır. Kırık arazide, yarma yapmadan, eğim sorunu olmadan güvenli ve hızlı taşımacılığının yegâne yolu monorail sistemleridir. Batum merkezinden kalkan bu trenler, Macahel vadisine geldiğinde bir kol Macahel Havzasına diğer kolda Artvin İl merkezine kadar kurulabilir.

Macahel havzasında en az 2.000 kaliteli yatak kapasitesinin tesisi hedeflenmelidir. Betonlaşmadan uzak doğal malzemelerden üretilmiş, kaliteli ve estetik konaklama noktaları olarak hizmete hazır olmalıdır.
Havzadaki Köyler, Mezralar ve Yaylalar 2,000 yatak kapasitesini, doğal peyzaja uyumlu olarak ziyadesi ile sunabilecek niteliktedir.
Bir turistin, üç gün kalıp kişi başına sadece USD200.00 bıraktığını varsaysak bu havzada USD50 Milyon dolarlık büyüklükte bir ekonomi yaratmak demektir. Bu rakam da çok mütevazıdır.
Ulaşım sorunun çözmek ve doğru ulaşım çözümleri üretmek de bu noktada önem kazanmaktadır.
Bu Yolda Nasıl İlerleyebiliriz?
Sayın Cumhurbaşkanımızın kabulleri halinde ve himayelerinde; Macahel Pilot Dönüşüm Alanı ilan edilebilir.
Akabinde; İlgili Kamu kurumları, Üniversite ve paydaşların katılımı ile politika tasarımı ile havza planlaması gerçekleştirilir. Bunu takiben de her bir iş ya da proje veya proje gurubunun uygulanması amacı ile proje tasarımı ve iş modelleri geliştirilerek uygulama aşamasına geçilir.
Ulaşımdaki talebimiz sadece “insani amaçlı bir geçiş” hedefinden, geleceğimizi en yüksek seviyede kurmamıza vesile olacak bir altyapı tesisine taşınması gerekir. Ne dersiniz? 7 Ocak 2012
Orhan Yavuz
Kayalar Köyü Muhtarı
Leave Comments Cancel reply
Arşivler
Son Yazılar
Diğer YAZILAR
Yağma. 560 Yıl Sonra Bile!
Geçen hafta birkaç günlüğüne İstanbul’a gitmiştim. Hem iş hemde dost görüşmeleri yapacaktım. Ömrüm boyunca başta 25 yıl Londra’da olmak üzere bir çok ülkede kalmış ve işim gereği bir çok metropol görmüştüm. Daha altı yıl öncesine kadar İstanbul’da beş yıl kadar kalmıştım. Son altı yılımı arada ülke içi ve dışı seyahat etmekle birlikte Artvin’de geçirdim. Doğrusu […]
Artvin’in Geleceği Yok Olurken?
Yazılarımızda çoğu zaman genel bir ufuk turu yaparak neredeyiz ve nereye gidiyoruz konularına dair görüşlerimizi dile getirmeye çalışıyorduk. 08Haber’de yazılarımıza son vermeye çok az bir zaman kala, toplum yaşamını birinci derecede ilgilendiren konulara ayrıntıda değinmeye çalışalım. Artvin nufüsunun 170 bin civarında olduğu söyleniyor. Bu nufüs ilkbahar ile birlikte tırmanışa geçer ve yaz aylarında Artvin ilinin […]
Nasıl Bir Geleceğe Doğru
10 Ağustos 2014 yapılacak seçim, sadece ülkenin Cumhurbaşkanını seçmek değil ayni zamanda nasıl bir gelecek içine evrileceğini belirlemek demek olacaktır. Bilgisayar oyunlarını oynamış olanlar bilirler. Bu oyunları tasarlayan yazılımcılar; belli işlemleri peşpeşe sıralar programın kaış hızı arttıkça işlemleri zamanında tamamlama zorluk dereceleri artar. Bu nedenle oyunlar “seviyeler” olarak sınıflandırılır. Başlangıştan usta seviyesine değin. Oyun içinde […]
Toplumsal Cinnet
Birey ve toplumun günlük yaşamında başarılı işler yapmasi ve üretkenliği, sosyal yaşamdaki rolünü yerine getirirken benimsemiş olduğu ahlakı değerler ve prensipler; aile ve sosyal ortamdaki etkileşimi ve eğitimi ile yakından ilişkilidir. Birey ve toplumun yaşam tercihleri ve performansını etkileyen ve nihayetinde başarı eşiklerinin çerçevesini belirleyen bir diğer önemli katman ise kişi ve toplumun beden, akıl […]
Bugün ve Geleceğimiz
Yaşamımızı çevreleyen alanda kaynak ve fırsatlar sınırsız değildir. Buna karşın içinde yaşamımızı sürdürdüğümüz yakın alan ile etkileşimde olduğumuz uzak alanların bize sunduğu kaynak ve fırsatlar ile rekabet, birey ve toplum olarak katma değer üretme ve nihayetinde de toplumsal gelişim eşiğimizi belirler. İçinde yaşadığımız yakın alan bize neler sunmaktadır. Birey ve toplum olarak bu kaynaklar ve […]