No product in cart
- Ekim 18, 2016
GÜRCİSTAN VE ARTVİN ORTAK PROJE İLE DÜNYAYA ÖRNEK BİR ÇALIŞMA YAPACAK
Dünya ve bölgemizde da soğuk-sıcak savaşlar yaşanırken, ülkeler arası ilişkilerde stratejik yön belirleme ve uygulamalarda Gürcistan-Türkiye dostluğu örnek gelişmeleri ile dikkatleri çekiyor. 1989 yılına kadar “diğer taraf diye” parmak uzatmanın bile korkusu yaşanırken gelinen noktada artık her alanda iş birlikler ve ortak projeler ile iki ülke her katmanda yoğun bir şekilde harmonize olmaktadır.
Gürcistan-Acara Özerk Bölgesi Başbakanı Arçil Khabadze Gürcistan-Türkiye sınırının artık sembolik olduğunu ifade ederek her iki ülke yönetimi ve halkının yeni ve daha derin işbirliklerine verdikleri önceliğe işaret etmiştir.
Gürcistan-Türkiye işbirliği ve dostluğun derinleşmesi ve yeni fırsatların gündeme taşınması adına neler yapılabileceğine dair öne çıkan bir proje de iki ülke arasında ortak çalışmayı öne çıkarıyor.
İki dost ve hemşerimiz Macahel-Kayalar köyü Eski muhtarı Orhan Yavuz ve Rüştü Bozkurt Artvin ve bitişik havza çerçvesinde kırsal kesimin kalkınması yönünde neler yapılabileceğine dair uzun yıllardır tarama yapmışlar. Başlangıç aşaması “yapılabilir işler” kısa listesinde “KEÇİ ÇİFTLİKLERİ TESİSİ” konusu belli kriterler gözetildiğinde çok kısa sürede devreye alınabilmesi, rekabetçi olması, sürdürülebilirliği, uzun dönem istihdam sağlayabilmesi, iklim ve coğrafya uygunluğu, dikey entergrasyona uygunluğu, ürünlerin satış sorunu olmaması ve doğrudan köylerde uygulanması gibi nedenlerden dolayı öne çıkmış.
İlk etapta; modern keçi çiflikleri uygulaması yapan çok sayıda ülkelerden; Fransa, İsviçre, İspanya, Yunanistan ile Türkiye’de başlatılan neredeyse tamamına yakın keçi çiflikleri ziyaret edilerek başarılı işletmelerin “başarı kriterlerinin” neler olduğu tespiti yapılmış. Risklerin nasıl yönetildiği tespit edilmiş ve Artvin ile Gürcistan’da modern keçi çiftliklerinin kurulmasının yüksek önemde bir fırsat olacağı kanaatine varılmış.
Dünyada 180 yıldır islah çalışmaları yapılan ve bölge coğrafyası ve iklimi ile uyumlu İsviçre kökenli Saanen keçisinin yerel ırk olan Macahel keçisi ile melezleştirilmesi yolu ile yüksek verimde dayanıklı keçi ırkının kırsal ve bölge ekonomisi açısından çok yüksek katkı sağlayacağını düşünen Yavuz ve Bozkurt, düşüncelerini Gürcistan ve Artvin’de etüdler yaparak devam ettirdiler. Ön etüdlerin de olumlu sonuçları dikkate alınarak projenin Tiflis, Batum, Artvin ve Ankara’daki paydaşlara sunumunu başlattılar. Konu ile ilgili Artvin Özgür gazetesine bir röportaj veren Orhan Yavuz, kritik unsurlarını bizim ile paylaştı.
Sami Özçelik: Ülkelerarası bir projeden söz ediyorsunuz. Neden Keçi?
Orhan Yavuz: Günümüzde piyasaya yönelik üretim yapan bütün işletmeler dünya pazarında fiyat ve kalite açısından rekabetçi ürünler üretmek zorundadır. Bu çerçevede de yaptıkları işe yüksek bilgi ve teknoloji giydirmek kaçınılmazdır. Aksi bir tercih başarısızlıkla sonuçlanır. Bu yönü ile keçi projesi, bir otomobil veya cep telefonu üretim projesinden farklı değil. Keçi, tercihimiz sadece ihtiyaçlara çözüm üretme girişiminde en uygun iş modelinin seçiminden ibarettir. Kırsal kesimin sürdürülebilir istihdamı, ve bunu sağlama sürecinde mümkün olan iş tercihinin yapılmasıdır. Keçi çiflikleri bu yönü ile Artvin ve Gürcistan kırsalında yapılabilecek en uygun gelir getirici faaliyetlerinin başında gelir.
Sami Özçelik: Neden Gürcistan ile ortak proje?
Orhan Yavuz: Keçi çiftliklerinde üretim maliyetlerinin %70’i kaba yem girdisinden kaynaklıdır. Türkiye’de yem çok pahalıdır. Artvin ili açısından arzu edilen gelir ve istihdam etksi yaratacak ölçeklerde keçi besleyecek yem üretimi için uygun tarım arazisi ne Artvin ne de yakın Erzurum ve Ardahan illerinde vardır. Yem üretimi için ideal yer Gürcistan tarım alanlarıdır. Borçka’ya kaba yem yonca olarak Erzurum’dan gelir ve tonu 550 TL veya daha fazlasına satılır. Yoncanın kalite sorunu (içindeki protein ve mineraller) dışında 550 TL çok yüksek bir rakamdır. Günümüzde kaliteli yonca 300-350 TL civarında olmalıdır. Bu ise ancak yoğun tarım teknikleri ve ölçek arazilerinde Gürcistan’da üretilebilir. Kısaca, siz yemi iki katı fazla paraya alırsanız ve yem süt üretim maliyetinin %70’ini karşılıyorsa üretiğiniz süt çok pahalı demektir. Rekabet edemezsiniz.
Kaliteli ve ucuz yem sadece Gürcistan’da üretilebilir ve Artvin ilinde bu projenin başlayabilmesinin en temel şartı Artvin’e yem girişlerinin düzenli olarak sağlanmasının teminat altına alınmasıdır. Bu yönde Gümrük Müsteşarlığı ile birlkte bir çalışma yürütülmektedir.
Sami Özçelik: Çifliklerin ölçeği ve işleyiş tarzı nasıl olacak?
Orhan Yavuz: Keçi çiftlikleri aile işletmeleri şeklinde olacak. Ev kadının mutlaka süreçte olacağı bir karar alma mekanizması oluşturulacak. 150 keçiden başlayan çok iyi bakımı tesis edebilmiş işletmelerde 500 keçiye kadar çıkılabilecek. Sürecin başlangıcında bir adet merkez çiflik kurulacak. Merkez çiflik bir kuluçka gibi çalışacak. Islah çalışmaları ve yeni işletmelere keçi teminin sağlayacak. Barınaklar merkez şirket tarafından kurulacak. Ayni şekilde yem tedariki ve veterinerlik hizmetleri de merkez şirket eli ile yürütülecek.
Sami Özçelik: Keçinin verimli olması için nasıl ortam gerekli?
Orhan Yavuz: Saanen keçisi, -40 +35 derecede sorunsuz yaşamını idame ettirebilen bir cins. Havadaki bağıl nem oranı %65 üzerinde olmaması daha iyi. Bu tür ortamlar genellikle denizden 450 metre yükseklik ve yukarısı alanlarda yakalanabiliyor.
Sami Özçelik: Keçi ormana zarar verir denir, Orman üzerinde etkisi ne olacak?
Orhan Yavuz: Saanen keçisini ormana bırakmıyoruz. İçerde besleniyor. Kapı, bahçe gibi gezinti amaçlı çıkarıldığında ve yaylalarda otlamasında bir sakınca yok.
Sami Özçelik: Keçi çiftliği olan bir aile nasıl bir gelir elde edecek?
Orhan Yavuz: Her aile, yapmış olduğu iş karşılığında ayda ve düzenli olarak 2-2,500TL gelir elde edeceğini düşünüyoruz. Ayrıca her aile merkez şirkete de ortak olacağı için merkez şirketin gelirlerinde de pay alacaktır. Kısaca şöyle diyelim. Bu gün bu işi yapan Avrupalı köylüler orta sınıf seviyesinde geçim sağlamaktadır. Artvin için de düşünülen orta sınıf seviyesinde bir gelir sağlanabileceği hususudur. Fransa’da 40 bin aile bu işi yapmaktadır.
Sami Özçelik: Keçi projesinin Artvin için ekonomik büyüklüğü ne olur?
Orhan Yavuz: Artvin’de on yıl içinde bin adet aile işletmesi kurduğumuzda bunun yaratacağı ekonomi en az 600 milyon TL civarında olacaktır. Bu seviyelerde bir gelir Artvin için oldukça iyidir.
Sami Özçelik: Pazar sorununa nasıl bakıyorsunuz?
Orhan Yavuz: Türkiye ve Dünyada keçi sütü talebi gittikçe artmaktadır. Bunun en önemli nedeni keçi sütünün anne sütüne yakın olması ve içerdiği enzimlerden kaynaklı bağışıklık sistemini güçlü tutmasıdır. Bilim adamları keçi sütüne talebin gittikçe daha da yukarılara çıkacağını ifade etmektedirler. Keçi sütü fiyatı inek sütüne göre en az %30 daha pahalıdır. Bir ton yonca ile elde keçiden elde edilen süt inekten elde edilecek sütten daha fazladır. Yani keçi daha verimlidir.
Sami Özçelik: Projenizi paylaştığınız karar vericilerden nasıl bir tepki aldınız?
Orhan Yavuz: Biz Gürcistan’da yem yetiştirme amaçlı arazi etüdleri yaptık. Batı, orta ve doğu Gürcistan’da çok uygun ve verimli topraklar var. Tiflis’te görüşme yaptığımız ekonomi ve tarım bakanlıkları projeye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade ettiler. Acara Babakanına sunum yaptık; Biz bu işi Acara olarak başlayalım dedi. Ankara’da bu sürecin mevzaut kısmı ile ilgili görüştüğümüz bürokratlar var. Önemlisi; projenin tümü ile finansmanı konusunda etkili olacak başından beri birlikte çalıştığımız ve kendisini düzenli olarak bilgilendirdiğimiz üst düzey bir bürokrat hemşerimiz var.
Sami Özçelik: Anladığım kadarı ile siz bütünü ile entegre bir hayvancılık projesi öneriyorsunuz. Biraz açar mısınız?
Orhan Yavuz: Doğrudur. Proje hammadde (yem) girdi hakimiyetini de içine alacak şekilde dikey entegrasyonlu ve çok bileşenli bir çalışmayı gerektirir. İlgili ülke Bakanlıkları “yasal mevzuatlar, teşvik ve destek politikalar” için, Üniversiteler “AR-GE ve islah” çalışmaları için, Yerel Yönetimler “katılımda nitelik ve şeffaflık sağlamak için, yerel Tarım Müdürlükleri “operasyonel destekler ve raporlamalar” için gibi.
Uluslararası piyasalarda başarılı olmak ve etkili bir pazar payı alma noktasında ve günümüz şartlarında modern iş geliştirme süreçleri neyi gerektiriyorsa o süreçler ile angaje olunacaktır.
Sami Özçelik: Artvin’de kimler ile görüşülecek?
Orhan Yavuz: Gelinen noktada, proje finansmanı yapacak kurum üst yönetiminin mevzuat açısından bir iki noktada netleşme talebi oldu. Biz, resmi kurumlar nezdinde girişimlerde bulunduk. Yakın bir zamanda bu noktalar netleşecektir. Proje finansmanının kesinleştiği bir süreçte; başta Sayın Valimiz olmak üzere, İl Genel Meclisi Üyeleri ve İl’deki Muhtarlar ile ilgili kurum yöneticilerine sunum yapılması bizce gerekli ve doğru bir adım olacaktır.
Sami Özçelik: Projenin ekonomik ömrü ne kadar olacaktır?
Orhan Yavuz: Dünya’daki bilimsel ve teknolojik gelişmelere baktığımızda ürünlerin ve işletmelerin ömrü çok uzun olmuyor. Yeni üretilen bir cep telefonunun ömrü en fazla bir yıl. Otomobil sektöründe de böyle. Çoruh vadisi enerji projelerine bakalım. Onlarca milyar dolar mertebesinde yatırımlar yapılıyor. Ekonomik ömürleri ne kadar olacak dersiniz? 50 bilemedik 100 yıl kadar. Hidrojen enerjisi gibi alternatif ve çok ucuza elde edilebilecek enerji imkanları doğunca eldeki barajlar rekabet edemeyecektir. İşin doğrusu bu teknolojiler bugün de vardır. Lakin, kolay kopyalanmaları ve yaygın olarak her ülkenin enerji sorununu kendisinin çözme kabiliyetine erişimi dünya hakimi enerji ve finans lobilerinin işine gelmemektedir. Onlara göre, dünya bir dönem daha pahalı enerji tüketmelidir. Taaki, kendileri uzayın fethini mutlak olarak gerçekleştirdikleri güne değin. O noktada ise yeryüzündeki doğal kaynakların çok fazla belirleyici rolü kalmayacaktır. Öyle görünüyor ki, demir çelik gibi endüstriler de komposit maddeler ve nano teknolojik uygulamaların kurbanı olacaklar. Oysa kaliteli gıda her geçen gün önemini koruyacaktır. Kısacası, Artvin iline kazandırılacak modern keçi çiftlikleri çok uzun yüzyıllar boyu rekabetçi özelliğini koruyabilecek ve Artvin halkına gelir sağlayabilecektir.
RÖPORTAJ; SAMİ ÖZÇELİK